Sinir ağlarının çalışma prensiplerinin anlaşılması, öğrencilerin
gelecekteki iş gücü piyasasına uyum sağlaması açısından kritik önem taşıyor. İstanbul
Teknik Üniversitesi akademisyeni İbraheem Shayea’nın belirttiğine göre,
dijitalleşme çağında rekabet gücünün korunabilmesi için geleceğin uzmanlarının
teknolojilerin nasıl çalıştığına dair derin bilgiye sahip olması gerekiyor. Bu
nedenle yapay zeka eğitimi; AI sistemlerinin işleyiş mekanizmalarının etik
kuralların ve güvenlik önlemlerinin kapsamlı biçimde öğretilmesini içermelidir.
Bu süreçte
devlet, üniversiteler, okullar ve uzmanların birlikte hareket etmesi büyük önem
taşıyor.
İbraheem Shayea, İstanbul Teknik Üniversitesi
Akademisyeni:
«Burada sadece ChatGPT veya benzeri araçların kullanımıyla
sınırlı kalınmamalıdır. Öğrenciler yapay zekanın nasıl çalıştığını ve
temelindeki algoritmaların nasıl oluşturulduğunu anlamalıdır. Bu nedenle
okullarda yapay zeka teknolojilerini daha derinlemesine öğreten özel derslerin
bulunması gerekmektedir. Bu sayede öğrenciler gerekli bilgiye daha nitelikli
bir şekilde ulaşabilir».
Yapay zekanın ortaöğretim sistemine entegrasyonu, öğretmenlerin haftada
10–15 saate kadar zaman tasarrufu yapmasını sağlayabilir. Sinir ağları; ders
hazırlığı, ödev kontrolü ve eğitim materyali oluşturma süreçlerini
otomatikleştirebilir. Birçok ülkede yapay zeka artık öğretmenin yerini alan bir
unsur değil, dijital bir yardımcı olarak kullanılmaktadır. Yapay zeka uzmanı
Amina Baykenova ise başarılı bir entegrasyonun temel şartının öğretmenlerin ve
okulların dijital okuryazarlık seviyesinin artırılması olduğunu
vurgulamaktadır.
Amina Baykenova, ISSAI Ürün ve Dış İlişkiler Direktör
Yardımcısı:
«Eğitim programlarının oluşturulması öğretmenlerle birlikte yürütülmelidir. En önemli konu okulların dijital olgunluk seviyesidir. Yapay zekanın doğru şekilde entegre edilebilmesi için hem öğretmenlerin hem de okul yöneticilerinin onun ne olduğunu, ne işe yaradığını ve nasıl çalıştığını doğru şekilde anlaması gerekmektedir».
Çeviren: Körkem Nigmetullina

